UMUDA DAİR NE VARSA

4
805 views

“Burası Dünya. Ne çok kiymetlendirdik. Oysa bir tarla idi; ekip biçip gidecektik.” demişti Cahit Zarifoğlu. Üzerinden yıllar geçti. Niyetler baki kalsa da ‘Dünya bildiğimiz Dünya değildi..’
Tohum yerine nifak ekildi topraklara, hırs bulaştı sularına, kin dadandı tarlalara ve nefret karıştı harmana… Ne ektik ki ne biçmeyi umuyorduk? Nasıl ki bir ağaç fidesini büyüten ekildiği toprak, iklim koşulları ve o ilk can suyuysa; insanı besleyen araçlar da aynıydı. Tohumu özüydü, toprağı kalbi ve can suyu niyeti…
Bu yüzden kim olduğumuz; kim olmak istediğimizle alakalı. Çünkü hasat vakti geldiğinde, ne ekmişsek onu verecek toprak bize.
Nihayetinde insan ömrü; bölgeye, cinsiyete ve yaşam kalitesine göre değişkenlik gösterse de son verilere göre ortalama yaşam süresi 70-80 yıl olarak belirlendi.
Bu süre içinde adına “tecrübe” dediğimiz yüzlerce olay yaşıyoruz. Heybemizi her seferinde daha önce tatmadığımız duygularla dolduruyoruz.
Hayatımız boyunca istisnasız her gün yeni şeyler öğreniyoruz. Ve bu süreç; ebedi uykuya dalana kadar devam ediyor. Öyle ki:
Aşık Veysel’e sormuşlar:
-“Üstad Dünyadan ne anladın?”
-“Say ki bir pazar yeri dolaştım; üç metre bez aldım, gidiyorum. Gözünü açıyorsun ‘Doğdu…’ Gözünü kapatıyorsun ‘Öldü…’ diyorlar. İşte bu göz kırpışa ‘Ömür’ diyorlar.” demiş.
Bu nedenle insan; bedeni kadar değil, yüreği kadar yer kaplıyor bu dünyada. İşte o doğmak ile ölmek arasındaki ince çizgi, bizim kim olduğumuzu belirleyen faktör.
İnsandan artakalacak yegâne değer.. Gelecek nesillere ne kadar temiz bir tohum bırakırsak, o kadar yeşerteceğiz dünyayı. Aşk ile, düş ile ve daima umut ile…

 

Melike Sorgun
16/02/22

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here