TOPLUMSAL MUHALEFETİ HALK HAREKETİ BAŞARABİLİR

0
392 views

Son zamanlarda yaşanan onca olumsuzluğa rağmen ne yazık ki buna ses çıkaran kimse bulunmamaktadır. Ülke siyasetinde sadece Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sn Kemal Kılıçdaroğlu’nu ele alırsak kendisinin büyük çaba ile yapmış olduğu muhalefete de ne yazık ki partisi tarafından destek yerine köstek olunmuştur denebilir.

Bir şeyi ne kadar mükemmel yaparsanız yapın eğer o ürün/işin pazarlaması yoksa ne yazık ki bir anlam ifade edemiyor. Bu durumu birçok örnekle de anlatabiliriz. Örneği yine Kılıçdaroğlu üzerinden vermek gerekirse; Türkiye de iktidara karşı muhalefet lokomotifi oluşturabilmesi ve birbirinden farklı bir çok kesimi yanına almasına rağmen ne yazık ki lideri olduğu partinin tam desteğini alamamıştır. Görünen sadece yanındaymış ve destekliyormuş gibi yapılmasıdır.
Peki Kemal Kılıçdaroglu’nun kendi partisinden yeteri kadar destek alamamasının gerekçeleri nedir?
Kemal Kılıçdaroğlunun liyakat sorunu mu var?
Ya da 27 yıl boyunca hizmet verdiği kamuda çalışıp hırsızlık yapmadığı için mi? Yoksa tüm muhalefeti birleştirdiği için mi?
Cumhuriyete ve devrimlerine olan bağlılığı için mi?
Bizce gerekçe bunların hiç birisi değil.
Gizli saklı biçimde yürütülen algının ve karalamanın tek nedeni suçu bu topraklarda doğmuş bir Alevi vatandaş olmasıdır.
Kılıçdaroğlu eğer Alevi olmasaydı yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi;
Partisi yalan yanlış haberlerle uğraşmaz, çoktan siyasi ömrünü doldurmuş Abdullah Gül konuşmaz, aynı boya kazanından çıkmış AKP’nin emir eri Haşim Kılıcı gündeme gelmezdi.

Partisinin belediye başkanları (Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu), kendisine karşı aday olarak lanse edilmezdi. Bu demek oluyor ki kendi genel başkanlarına destekleri sadece kendi koltukları korumak söz konusu olduğunda geçerli.
Bunun bir başka örneği de il ve ilçe yönetimlerinde yaşananlardır.
Genel başkanları memleket derdindeyken ne onlar, kronik hastalık misali kongre hesaplarının peşine düşmüş durumdalar. Ülkenin uçurumun eşiğinde olması umurlarında mı?
Oysaki bu süreç boyunca neler yapılmalıydı?
Topluma yirmi iki maddelik soru cevap raporunda Kürt sorunu anlatılırdı
Dokuz Maddelik Ekonomik krize dair çözüm önerileri halka anlatılabilirdi.
Cumhuriyetin temelini oluşturan sisteme geri dönüş olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem anlatılabilirdi.
Kemal Kılıçdaroğulu’nun her zaman söylediği şekilde “Sağ elin verdiğini sol el görmemelidir” dediği hatırlanır, yardım kampanyaları şov malzemesi yapılmaz ve bir ekmek alıp kapı önlerinde boy boy fotoğraflar çektirilmezdi.

Kısacası; Topluma güven ve cesaret verilebilir, “Biz varız ve bu zor günleri iktidar olduğumuz da çok rahat atlatabiliriz” mesajı iletilebilirdi.
Maksim Gorki’nin bir makalesinde dediği gibi; Korkmayın hayatınız boyunca soluduğunuz azaptan daha acı bir şey yoktur.
Yeter ki bize güvenin ve inanın. Bu ülkeyi millet nasıl ki kendi iradesi ile kurtardı ve Cumhuriyeti kurduysa yine Amasya genelgesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi;
“Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
Peki Kemal Kılıçdaroğulu’nun suçu yok mu? Elbette vardır.
Parlamentoda grubu bulunan, oturum yönetmesi için meclise başkanvekili veren bir parti olan HDP’ ye mesafeli olmazdı. Sağdan oy alacağım diye partinin sol politikalarını biraz bile olsa yerinden oynatmazdı.
Belediye başkanları ve vekilleri seçerken daha liyakatli adaylar seçebilirdi.
Artık kendini ispat etmiş ve ortaya koymuş bir 68 yaşında lider olarak, Ankaradan İstanbul’a 450 Km yol yürürken gösteriği gibi aynı cesaretle masaya yumruğunu vurmalı ve “bu mücadele memleket ve demokrasi mücadelesidir!” demekten çekinmemelidir.

Zaman halen geç değil. Geçmişte cesaretle yapılan herşey yine yapabilir.
İl-ilçe kongre bezirganlarını değil, gerçek parti emekçilerini ve halkı arkasına alarak yoluna aynı kararlılıkla devam etmelidir. Unutmamak gerekir ki; Halkın gücünün üstünde hiç bir güç yoktur.
Bir buhran da yaşadığımız net. Fakat bunun çıkış yolu da var.
Öncelikli olarak üçkağıt ekonomisinden uzaklaşıp yatırım ekonomisine dönülmelidir. Sıcak para ekonomi değil, sanayi ekonomisine geçiş yapılmalıdır.
Beton ekonomisinden çıkılıp üretim yapan fabrikalar inşa edilmelidir.
Hukukun önü açılmalı, ülkeyi geri dünya ülkesine çeken adaletsizlikler ortadan kaldırılmalı ve demokrasi yeniden tahsis edilmelidir.
Ülkenin tüm kesimleri; işçiler, emekçiler, yoksullar, emekliler, köylüler ve öğrencileri, genci-yaşlısı, kadını-erkeği demeden ayağa kaldırın. Ardından özlenen aydınlıklara kavuşmayı da halk kendisi başaracaktır.

MUSTAFA AYDIN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here