TEHLİKE SENARYOSU: İYİ PARTİ AKPARTİLEŞİRSE NE OLUR?

0
302 views

TEHLİKE SENARYOSU: İYİ PARTİ AK PARTİLEŞİRSE NE OLUR?

Böyle bir olasılık var mı?
İyi parti ilk ortaya çıktığı andan itibaren vardı.
Olmama olasılığı var mıydı? O daha düşük bir ihtimaldi.
Gelinen süreçle birlikte İyi Parti’nin AKP ve MHP ikilisinden devşirdiği seçmen ve oylar sayesinde %20 gibi yüksek bir banda tırmandığı görülüyor. Üstelik oldukça kısa bir süreçte erişilen bu başarı ülkenin siyasi atmosferine, yaklaşık çeyrek asırdır pomplanan sağ / sığ siyasete ve milliyetçiliğe (savaş nidalarına) bağlı olduğunu görmek mümkün.
Kılıçdaroğlu’nun önderliğindeki CHP’nin iktidarın yıpranmışlığından oldukça az pay alabilmesinin nedenlerini iyi tahlil etmek gerek. Gerek Kılıçdaroğlu’nun yaşına, gerekse de parti başında geçirdiği süre ve AKP-Erdoğan karşısında alınan yenilgilere bağlı olarak seçmen nazarında kredisini oldukça yıpratmış olduğu gerçeği var. İyi Parti ve başında bulunan Akşener’in bu konuda daha avantajlı olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Akşener’in kesik yediği kesim Kürtler (90’ların acı tecrübelerinden kaynaklı) ve SOL.

İktidara yürüyüş sürecinde mücadelenin öncü ismi Kılıçdaroğlu oldu. Gerek İyi Parti’yi kurdurması , gerek ülkenin birleştirilmesi açısından Altılı Masa’yı inşa etmesi ülkenin kurtuluşu için elinden geleni ardına koymayan bir lider görüntüsünü her dakika yansıttı.
Ancak atladığı bir sorun var ki ileride ülkenin başına yeni müsibetler açması işten bile değil. O problem de İyi Partinin düşüşe geçen AKP’nin rolünü alması. Bunun gerçekleşmesi çok yabana atılmaması gereken bir olasılık.
Nasıl mı? Gelin senaryoyu kuralım.
(ABD’de bu tarz senaryolar meşhurdur bizde pek olmaması ise millet olarak kaderi yazmak yerine gelene razı olmak anlayışının sonucudur denilebilir. )
Konumuza dönecek olursak:

Seçim sonucunda RTE’nin gittiğini varsayıyoruz. Başkanlık seçiminde ülkeye yeni bir güneş doğduğunu Kılıçdaroğlu’nun her türlü algı operasyonu ve karalamaya rağmen ilk turda yaklaşık olarak %53-%47 bandında bir oy alarak seçildiğini varsayalım.
Bu durumda meclis aritmetiğine de 1. CHP- 2.AKP ve 3.İYİ Parti (üç parti de yaklaşık olarak denk bir payla girmesi muhtemeledir) şeklinde yansımış olsun.
Bu durumda Millet İttifakının söz vermiş olduğu şekilde “Güçlendirilmiş Parlementer Sistem”e dönüş hamlesi sonucu Kılıçdaroğlu’nun elindeki güç meclise ve içindeki partilerin yönetsel şablonuna yani Altılı Masa’ya geçer. Buraya kadar herşey normal. Tabloyu biraz karamsar hale getirirsek;
Olası bir anlaşmazlık durumunda ki bu İYİ PARTİ ile CHP arasında çokça yaşandı yaşatıldı. (Kılıçdaroğlu üzerinden ve yerel yönetimler üzerinden) Bu durumda genel başkanı değişmiş başına Hulusi AKAR veya Hakan FİDAN vb geçirilmiş bir AKP ile İyi Parti uzlaşısını görmek pekala bir olasılık olarak önümüzde belirir.
Bu senaryo Kürtler ile uzlaşıya açık olan, ülkenin mülteci kampına çevrilmesini istemeyen, liderine dair elinde koz bulunmayan BATI için; CHP’nin yönetimin başında olduğu senaryodan çok daha kazançlı olacaktır. Unutulmamalıdır ki yüz yıl sonra bile halen günümüzde Tam bağımsız Türkiye şiarı ile hareket eden bir CHP tehlike olarak görülmektedir. Tarımdan sanayiye, eğitimden sağlığa, dış politikaya kadar ele geçirilmek istenen bir ülkenin önce bağımsız düşünme ve hareket etme araçları/imkanları ellerinden alınmalıdır.
Cüneyt Zapsu’nun yıllar önce Bush ile at pazarlığı yaparken “Deliğe Süpürmeyin Kullanın” dediği silüet yakın zamanda tarih olmak üzere. Yıpranan malzeme yerine yenisini koymak Batı’nın tamamen uzmanı olduğu bir alandır. Bunu kimileri inkar etse de CHP içinden çıkartmak deveye hendek atlatmaktır. Bu nedenle yakın zamanda satranç tahtasına dönecek olan ülke siyasetinde güvenilen dostların iyi seçilmesi gereklidir. Yılandan kurtulalım derken ejderhaya sarılmak demek sadece 5 senesi düzgün geçen 25 senelik ceberrut iktidar yerine 50 sene daha ülkeyi karanlığa hapsetmek anlamına gelir.
Bu kötü senaryodan çıkış ancak bir şekilde mümkün; Kılıçdaroğlu’nun ülke selamete kavuştuktan ve sistem yerine oturduktan sonra parlamenter sisteme geçmesi gerekiyor. Ülkede hukuk ve adalet tekrar tesis edilsin, ekonomi ve eğitim yeniden canlandırılsın. İnsanlar seçme ve seçilme hakkını özgürce yapabilir hale gelsin. Sadaka kültürü haline getirilen sosyal devlet kavramı ortadan kalsın. Ağır vergi yükleri vatandaşın üzerinden çekilsin. Düşünce suçluları özgür bırakılsın. Kısacası modern ve aydınlık bir Cumhuriyet tekrar inşa edilme yoluna girilsin. Ondan sonra sağ’ın elinde oyunca olmayacağı bir ülkede dileyen iktidara da başbakanlığa da talip olsun.
Tüm bu aşamalara kadar etkili ve yetkili Cumhurbaşkanı olarak Kılıçdaroğlu güvenilir-toparlayıcı kişi olarak görev yapmak zorundadır.
Tabi bu sırada bırakın başbakan kim olursa olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here