ŞEHİRLER TUZAK, HİKAYELERSE UZAK

0
49 views

Uzun zaman oldu hallice,

Göremediğim yüzler var seyrimde.

Gözümün önünden geçiyor bir bir silüetleriyle…

Kimi yaralı, kimi kırılgan, kimi sevdalı, kimi de çaresiz…

Ya da sevdiğinden ayrı ‘buruk yüzler’…

Geçiyorlar birer birer gözümün önünden,

Her göz kırpışım, sanki başka başka hayatların geçişine izin verircesine onaylı veya yasaklı.

Kapatsam gözlerimi hiç açmasam,

Ya da hangi yaşamın geçmiş kıyısında duracak? diye düşünürken,

Merakımdan birazda hani…

Sözde bulamam aslında cevabını.

Engel tanımaz insan, yıkar da geçer ya bazen yasakları…

Kükrese dur durak bilmeyecek gibi, aklındaki anıların azmine…

Geçişine izin verse de bir, vermese de,

Kapı aralığında kalmak gibi…

Gitse mi yasak? Kalsa mı?

Şehirler tuzak, hikayelerse uzak…

•••

Her insan duygularını zamanı gelince mevsiminde yeşersin diye hasada vurur.

Veyahut nadasa bırakır, ertesi yıla kadar bekler ki olgunlaşıp verimli olsun.

Hikayeler, kendi hikayesini doğurur elbet.

Her gebe de kendi süresindeki sancılarından kurtulmak ister.

Doğurganlığın o muhteşem varoluşu!

Yaşanan anların içinde savruk ve kavrulmuş hayatlar ise, ruhun ta derinliklerinde hissedilir.

Göz ucuyla, yarı kapalı izlenir geçişler…

Ve bir mum titrekliğinde yanan alevin gölgesinde oynaşır hayali karakterler…

Hani olur ya, bazı bazı değişken gölgelerin şekilleri yer alır.

Yaşamlar ve yansımalar kurgularız hani, çoğu kez benlik geçişlerinde…

İşte bundan olsa gerek.

Baktıkça canlanıverir ya bazı hatıralar?

Onları çoğu kez çocuklukta yaptığı karakterlerin yerine koyar.

İçselliğin o yaşanmışlıkla bütünleşen ve ardı ardına geçen her hikayenin bir bir ‘üzerine’ yansır.

Karakterleri ise her geçiş esnasında insana görünür.

Değişik hikayelere de göz kırparlar.

Hali hazırda, tıpkı şuanda bizlerin de yaptığı gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here