MÜBAHASE

0
268 views

   Uzun bir aradan sonra herkese ‘Merhaba.’ Umarım iyisinizdir. Zira dünya; Ahmet Telli’nin de dediği gibi “Bildiğimiz o yamyam küresi.”
   Hayatımızla ilgili kurduğumuz onlarca hayal raflarda tozlanmaya mahkum edilirken, yürürlüğe girmiş planlar da bir saat gibi tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. Hazırlıksız yakalandığımız her eylem bizi derinden sarssa da günün sonunda Dostoyevski’nin; “Kendi planlarımızı yapıyorduk ama kaderin de planları olduğunu unutmuştuk.” sözü kulağımızda küpe olarak kalıyor. Hakimiyet kuramadığımız olaylar karşısında tek sığınağımız ise teslimiyet oluyor.
   Günler yağmur alacasında geçip giderken, pencere önü çiçekleri gibi manzara izlemek mümkün olmuyor ne yazık ki! Hayallerimizle senkronize edemediğimiz hayatlarımızı, planlara entegre etmeye çalışıyoruz sürekli. Ne zaman bir kahve eşliğinde dinlenmeye yeltensek sahne sırası bize geliyor yeniden. Hem de en acıklı senaryosuyla… Ezberi yarım metinler gibi her seferinde bocalasak bile akışa bırakmayı öğreniyoruz zamanla. Ve bizim planlarımızla pek örtüşmeyen hayat; bazen dağılmak, bazen toparlanmak, bazen de hakikat ile yüzleşmek için fırsat tanıyor bize. Öyle ki toparlanmak için dağılmaya, dağılmak için de yüzleşmeye ihtiyacı var insanoğlunun. Her şeyden ve herkesten önce kendiyle…
   Sınavı hiç bitmeyen bir ders gibi hayat! Hangi konuda başarısızsak hep o konuya tabi tutuyor bizi. Bir Şaman öğretisi şöyle diyor;
Ders, sen öğrenene kadar devam eder. Tekrar ediş, oluşu anlamayışından ileri gelir. Anlayanı pişirir, anlamayanı ise; pişene dek yakmaya devam eder.”
   Bu öğretinin derinliğini anladığımız yerde yeni bir pencere aralanıyor hayatlarımızda. Daha berrak, daha katışıksız… Tekdüze bir yaşam değil kastettiğim, daha kolaylaştırılmış bir yaşamdan bahsediyorum. Bunca kaygı, kavga, karmaşa boşunaymış diye düşünmeden edemiyor insan hakikate ulaşınca. Çünkü fazla anlam yüklüyoruz olaylara ve yaşananlara. İçselleştirdiğimiz her durum yeni bir düğüm atıyor yaşantımıza. Tüm bunları anlamaya başladığımız yerde de büyümüş oluyoruz işte. Şaman’lara göre “pişmiş.”
   Elmanın kurdu kendinden olur derler ya hani; insanın da en büyük düşmanı yine kendisidir aslında. Mesele kim olmak istediğine karar verebilmekte!.

Melike Sorgun

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here