KONUŞMANIN EVRİMSEL ÖZELLİĞİ NEDİR?

0
42 views

Yeni sonuçlanan bir araştırma, primatlardaki ‘vokal zarların’ konuşmayı gıcırtılı ve öngörülemez yaptığını savunuyor. İnsan türününse böyle bir sorunu yok.

Yayınlanan yeni bir araştırma, insanların belirli kaslara sahip olmamasının bizlere konuşmamızı kontrol edebilme yeteneği sağlayabileceğini ortaya koyuyor.

İnsanlar ve öteki primatlar, ses tellerini barındıran ve nefes almamıza yardım eden boğaza bağlı içi boş bir tüp olan gırtlağı kullanarak farklı sesler çıkarırlar. Bir grup bilim insanı, yeni araştırmada, 43 insan-dışı primat türünün gırtlak yapılarını inceledi. New York Times’tan Oliver Whang’in aktardığı kadarıyla, bu canlıların tamamı da ses tellerinin üzerinde bulunan ve ‘ses zarları’ adı verilen bir dizi kasa sahip. Buna karşın, insanlarda durum farklı.

BİRÇOK FARKLI TÜR İNCELENDİ

Araştırmacılar, önceki gün Science adlı bilimsel dergide yayınlanan bir makalede, bu ses zarlarının diğer primatların çıkardıkları sesleri kontrol etmelerini güçleştirdiğini öne sürdüler. Makale yazarlarından biri ve Avusturya’da bulunan Viyana Üniversitesi’nde biyolog olan Tecumseh Fitch’in, New Scientist dergisinden Clare Wilson’a aktardığına göre, bu durum, onlar olmadan insanların daha hassas bir ses kontrolü geliştirebildiklerini ortaya koyuyor.

Bilim insanları, kimi primatların ses zarlarına sahip olduğundan zaten haberdardı; fakat bu araştırma, New Scientist’e göre primat gırtlakları üzerine gerçekleştirilen ilk büyük ölçekli çalışma. Araştırmacılar, ölü ya da anestezi uygulanmış primatların manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ve bilgisayarlı tomografi (BT) taramaları aracılığıyla pek çok farklı tür üzerinde çalıştılar.

Araştırmaya dahil olmayan ve Princeton Üniversitesi’nde psikolog olan Asif Ghazanfar, Times’a verdiği demeçte “(Daha önce) hiç kimse böyle sistematik bir değerlendirme gerçekleştirmedi” diyor. “Primatların nelere (ses zarlarına) sahip oldukları ve olmadıkları hususunda geniş kapsamlı bir fikrimiz yoktu. Bir tahminimiz vardı ama bu çalışma onu sağlamlaştırdı.”

İNSANIN DİĞER PRİMATLARDAN FARKI NE?

Times’ın aktardığına göre, araştırmacılar, vokal zarların çıkarılan sesleri nasıl etkilediğini bulmak amacıyla, diğer deneyler kapsamında ölen üç şempanzeden ve altı Rhesus Makağı’ndan alınan gırtlak bölgelerini simüle edilmiş akciğerlere bağladılar. Ses zarları ve ses tellerinin beraber titreştiğini keşfettiler. Matematiksel modeller ve video kayıtları da bu bulguyu destekledi.

Reuters’tan Will Dunham’ın aktardığına göre, bu zarlar olmadığında, insanların ses kaynağı daha kararlıydı; daha başarılı bir perde kontrolü ile birlikte uzun ve eşit tonlu seslerin üretilmesine imkân tanıyordu. Kaliforniya Üniversitesi’nin Irvine Kampüsü’nde insanlarda dil üretim sürecini inceleyen ve yeni araştırmaya dahil olmayan Richard Futrell, New Scientist’e verdiği demeçte, “İnsan lisanını hayvan seslerinden ayıran en dikkat çekici husus, çıkardığımız sesler üzerindeki hassas kontrolümüzdür” diyor. “Bu ancak ses aygıtımızın beynimizi kontrol etmesi kolaysa mümkün olabilir.”

Diğer yandan, İngiltere’de bulunan Warwick Üniversitesi’nde evrimsel psikolog olan ve araştırmaya dahil olmayan Adriano Lameira, New Scientist’e verdiği demeçte, “Ses zarlarının primatların ses üretimi üzerindeki öne sürülen sınırlayıcı etkisinin abartılı göründüğünü” ifade ediyor. Pek çok kuyruksuz ve kuyruklu maymunun düşük seviyede ve kontrollü sesler çıkarabildiğinin altını çiziyor.

Bunlara ek olarak, araştırmanın yazarları ses zarlarının yok olmasının insan dilinin gelişiminde rol oynadığını öne sürerken, kimi uzmanlar daha fazla kanıt talep ediyor. Japonya’da bulunan Kyoto Üniversitesi’nde primatolog ve araştırmanın başyazarı olan Takeshi Nishimura, Times’la yaptığı söyleşide, “Bu araştırma, konuşulan dilin evrimi bağlamında, gırtlakta gerçekleşen evrimsel değişimlerin elzem olduğunu gösterdi” diyor.

Ne var ki makale hakkında bir yorum yazısı kaleme alan Emory Üniversitesi’nden psikolog Harold Gouzoules, Times’a verdiği demeçte “Bu, dilin evrimi bağlamında gerekli bir adım olabilir ama bunun kesin biçimde hayati öneme sahip olup olmadığını göreceğiz” diyor.

Yazının orijinali Smithsonian Mag sitesinden alınmıştır. (Çeviri: Tarkan Tufan)

KAYNAK: Duvar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here