Işık Öğütçü ile Orhan Kemal Söyleşisi

0
297

Türk Edebiyatı’nın usta kalemi Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ile konuştuk. Gazete İçerik ve İçerik TV adına söyleşiyi gerçekleştiren Belgin Demirtuğ’un sorularını yanıtlayan Işık Öğütçü, edebiyattan sanata, Orhan Kemal Müzesi’nden Beyoğlu Belediye Başkan Aday Adaylığına dair geniş bir alanı takipçilerimiz için değerlendirdi.

Herkesin tanıdığı Orhan Kemal’i siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Türkiye’nin müthiş bir kültür değeri, kültür mirasımız. Bu kadar sıkıntı çekerken insanları yücelten, insanların dertlerini dert edinip devamlı yazan, onların daha mutlu olması için kalem oynatan bir sanatçıdan bir yazardan söz ediyoruz. Bunun üstüne ne kadar çalışma yapılsa aslında hak ediyor. Daha da fazlasının yapmak gerektiğine inanıyorum. Hep söylüyoruz Orhan Kemal küçük insanın yazarı, işçi sınıfının yazarı, benim de yazarım. Bende kendimi küçük insan görüyorum. Bu çok önemli bir şey.

Bana burada müzede sordukları zaman bazen tanımıyorlar, soruyorlar. Ben de yardımcı oluyorum, sorularını cevaplıyorum. “Sizin göreviniz ne” diyorlar. “Ben müzenin bekçisiyim diyorum. Bu çok onurlu bir görev. Orhan Kemal Müzesi’nin bekçisi olmak, olağanüstü bir şey.”

Ben ne yapayım bir şirketin CEO’su veyahutta genel müdürü olmayı. O açıdan burada bulunmak, bu çalışmalara nezaret etmek… Çok öğrenciler gelir. Ödev yapmak için çeşitli kesimlerden gelenler olur. Doktora, master yapmak için gelenler olur. Hepsine yardımcı olmaya çalışıyorum. Yani Orhan Kemal’in edebi değeri büyük olduğu için ben de o kişilere destek olmaya çalışıyorum.

Toplum nezdinde bıraktığı miras, size oğlu olarak ağır bir yük oluyor mu? Bu sizi yoruyor mu?

Yo, keyif alıyorum. Yaşantımdan bir değişiklik yapmadım. Ben yine sokaktaydım. Yine esnafla sohbet ediyorduk. Birbirimizle sohbet ediyorduk. Yani biz, hani böyle çok resmî otorite olan insanlar oluyor. Ben hayatta öyle bir insan değilim. Şakalaşırım, espriler yaparım. Her yere çok rahat girerim. Bu açıdan Orhan Kemal’in tabii ki de 30 yıl sonra açtığım müzesi 2000 yılında, belki o kaybolan zamanı arayı kapatmak adına yaptığım çok çalışma var. 13 tane kitap çıkardım. Televizyon programları, yazılar yazıyorum. Röportajlar veriyorum. Bunların hepsini bir yere yetişmek, bir an evvel yapmak çabasındayım. Yarın ne olacağımız belli değil. Şurada renkli fotoğrafını koydum; 2000 yılında ablamı kaybettim. Ablamı kaybettikten sonra dedim artık hepimiz yavaş yavaş gideceğiz. Onun için o fotoğrafı koydum ki biz de müzede yer almış olalım.

Türkiye’de kültür sanata verilen değerle alakalı düşünceleriniz nedir?

Hükümetin kendisi, kültürde ve eğitimde başarılı olamadık diyorlar. Bu görünen bir şey. Böyle değerler varken sadece Orhan Kemal değil, Fazıl Hüsnü Dağlarca da var. Orhan Veli de var. Rıfat Ilgaz da var. O kadar çok sayabilirim ki, bunların hepsi bir kültürel mirasımız, hepsi için çok şey yapmak… Belki ben bunları seslendiriyorum, dillendiriyorum; ilgili merciler, otoriteler bunları duyup gereğini yapabilir diye düşünüyorum. Yoksa Türkiye’nin gerçekten bir devlet olarak bir kültür politikası, kıymetlerimizi değerlendirmek, değerlerini bilmek gibi bir misyon üstlenmesi gerekir diye düşünüyorum.

Belediye Başkanlığına daha önce aday adayı olmuştunuz. Belediye Başkanı seçilseydiniz kültür sanat adına ilk projeniz ne olurdu?

O süreçte ben, çok sanatçı dostumla konuştum. Hepsinin çok güzel istekleri, önerileri var. Onları hayata geçirirdim.

İstiklâl Caddesi gibi müthiş, bütün dünyanın tanıdığı bir cadde var. O caddede ben neler yapmazdım. Şimdi belki biraz sokak çalgıcılarının konserleri falan oluyor. Ama orası bambaşka bir kültür yolu olabilirdi. Hem sinemasıyla hem tiyatrosuyla daha da canlandırılabilirdi.

Yani tabii aradan 8 yıl geçmiş. 8 yıl önce pek çok hayalim, düşüncem vardı. Bunlar bir yerlerde duruyor. Eğer bizim düşüncemiz iktidar olursa o zaman ben de onları öneririm. Yaparlar yapmazlar onu o zamanki yöneticiler düşünür. Ama çok şey yapılabilir. Beyoğlu hakikaten bir Açık Hava Müzesi gibi. İstiklâl Caddesi’nde bir şeyler yaptığınız zaman, kiliseleriyle pek çok eski tarihi binalarıyla orayı Açık Hava Müzesi yaparsınız. Yapılmaz diye bir şey yok, yapılır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here