GÜZEL KADINLAR AZ YAŞAR; AH FRİDA

0
101 views

Frida Kahlo… Yaşadığı dönemle birlikte günümüzün de ikonik sanatçılarından olan Frida Kahlo, 6 Temmuz 1907’de Meksika’nın Coyoacán bölgesinde dünyaya geldi. Daha sonraları sol görüşü doğrultusunda doğum tarihini, Meksika Devrimi’nin tarihi olan 7 Temmuz olarak ilan etti. Gerçek adı Magdalena Carmen Frida Calderon olan Meksikalı ressam, 47 yıllık yaşamı boyunca sadece sanatıyla değil, çalkantılı yaşantısı ve politik görüşleri ile de dikkat çekti. Tarihe damga vuran bir çok büyük sanatçı gibi, onun hayatı da acılarla dolu oldu.

Alman bir fotoğrafçı olan babası ve aşırı dindar annesi ile büyüyen Frida Kahlo, annesinden dolayı yasaklar ve katı kurallarla yetiştirildi. Hatta annesini “nazik, aktif ve zeki ama aynı zamanda hesapçı, zalim ve fanatik bir şekilde dindar” olarak tanımlardı. Hal böyleyken babasına daha yakın olan Frida, gününün çoğunu fotoğraf çekerek geçirdi. Aslında sanata çok fazla ilgisi olmasa da, bir aile dostlarından aldığı çizim dersleri ile ressamlık serüvenine başladı. Kendisinin isteği doktor olmak olsa da, yaşantısı onu sanata itti.

Frida’nın yetiştiği dönemde, çocuk felci salgınları devam ediyordu. Altı yaşında yakalandığı bu salgın nedeniyle sağ bacağı sol bacağından daha kısa kaldı. Aslında Frida’nın dikkat çeken tarzının en önemli sebeplerinden biri de giydiği rengarenk etek ve elbiselerle bu engelini gizlemek istemesiydi. Bu hastalık sürecinde en büyük desteği yine babasından görerek hızlı bir şekilde kendisini toparlayarak ayağa kalktı. Ancak çocuk yaşında başlayan talihsizlikler onun peşini bırakmadı.

Frida 18 yaşındayken, bir tramvayla çarpıştığında, erkek arkadaşıyla birlikte tahta bir otobüste seyahat ediyordu. Trajediyi hatırlayan erkek arkadaşı, otobüsü “bin parçaya bölündü” olarak nitelendirdi.

Frida, kalçasına demir bir tırabzan girip diğer tarafından çıktığında kazada neredeyse ölüyordu. Omuriliği, köprücük kemiği, kaburgaları, pelvisi ve sağ bacağı bir çok yerinden kırıldı. Sonunda iyileşmesine rağmen, omurilik yaralanmalarına yardımcı olmak için hayatı boyunca 35 ameliyat geçirmesi gerekti ve vücudunda kronik ağrılar ile yaşadı.

“Kendimi çiziyorum çünkü çoğu zaman yalnızım ve en iyi bildiğim konu benim”

Ancak Frida’nın uzun süren iyileşmesi, resim yapmaya başladığı zamandı. Babasının ona canı sıkılmaması için aldığı şöval ve resim malzemeleri ile yatağında oturur, çoğunlukla odanın karşısındaki aynada kendisine bakarak kendi portrelerini çizerdi. Bu zorlu sürecin ardından yürümeye başladı. Bu dönemde de resim çizmeye devam etti. Daha sonra bir arkadaşı vasıtasıyla ‘’Meksikalı Michalangelo’’ olarak tanınan Diego Rivera ile tanıştı. İlişkileri resmin ötesine geçti ve romantik bir hal aldı. Diego ile Frida evlendi.

Güvercin ile Fil’in Aşkı

“Seni sevmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Küçük bir kız çocuğu idim, seni sevmeye başladığımda. Şimdi ise bedeni çürümeye başlayan yaşlı bir kadınım. Bütün bedenler çürüyor aslında Diego’m”

Frida Diego ile tanıştığında, Diego Rivera ikinci eşi ile evliydi. Frida ile aralarında da 20 yaş vardı. Ancak tüm bunlar ikilinin aralarındaki ilişkiye engel olamadı ve Diego Rivera eşinden ayrılarak Frida Kahlo ile evlendi. Evlilikleri ‘’Fil ile güvercinin evliliğine’’ benzetildi. Bu dönem Frida’nın yaptığı otoportreler milyonlarca dolara satıldı. Bu bu sırada çocuk sahibi olmak isteseler de sağlık sorunları peşlerini bırakmadı ve Frida art arda düşük yaptı. Evlilikleri karşılıklı sadakatsizliklerle doluydu. Eşinin sadakatsizliklerine katlanamayan Frida çareyi ayrılmakta buldu ve 1939 yılında Diego Rivera ile boşandılar. Fakat bir yıl sonra yeniden evlendiler. Bu arada evliyken Rus devrimi denildiğinde ilk akla gelen isimlerden, Lev Troçki ile bir ilişki yaşayan Frida, Troçki’nin eşinin bu ilişkiden haberdar olmasıyla ondan ayrıldı. Bu sırada Frida’nın sağlığı da bozulmaya başladı.

“Eskiyor bütün bedenler. Ama acı çeken bir yüreği var ise bedenin, daha hızlı çürüyor o beden. Benim acı çeken bir yüreğim var Diego. Seni sevmeye başladığım o günden beri, acı çeken bir yüreğim var. Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın Diego”

Son zamanlarda artan ağrılarından dolayı hayatı yaşanılmaz bir hal almasına karşın o buna rağmen kendisini resime vermiştir. New York ve Paris’te açtığı sergiler sayesinde hem ün kazanmış hem de övgü toplamıştır. Los Fridos yani ‘’Frida’nın Öğrencileri’’ ismini verdiği öğrencilere evinde ders verdi.

Sağlık sorunlarından dolayı kangren olan bacağı kesildi. Akciğer embolisi teşhisi konulan Frida, 13 Temmuz 1954′te henüz 47 yaşındayken hayatını kaybetti.

Kalıplara sığmayan bir sevgiydi Frida’daki. Ne hastalık ne başka bir şey… Yalnızca ölüm durdurabilirdi. Öyle de oldu. Büyük aşkı Diego’ya ve şövaline veda etti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here