FESTİVAL GİBİSİN, KATILMAK İSTİYORUM

0
154 views

Dünya üzerinde her ülkenin kendine özgü festivalleri ve karnavalları oluyor. Yurt dışından gelen ziyaretçiler ekonomiye katkı sağlarken bu organizasyonlarda ihale savaşının kazananları da başka festivallere gidebiliyor. Festivallerde görevli olanlar ise şanslılarsa kurban paraları çıkıyor.

Festivaller açısından zengin olan canım ülkemde artık herhangi bir başlıkla tarih bildirmeye ya da stand açmaya gerek kalmadan her gün şenlik içinde geçiyor. Yaptığımız her şeyde fark yaratmak gibi bir özelliğimiz olduğu için elbette herkesin tercih ettiği şekilde yapmıyoruz bunları. Söz konusu yaratıcı olmaksa dünya gündeminde biz varız. Örneğin sinema sektöründe olan gelişmeleri göze alalım. Yaptığı filmlerle birçok ödül alan, başarıyla adından söz ettiren “çağdaş Fransız sinemasının yaramaz çocuğu” lakaplı Gaspar Noe’ yu bilirsiniz. Filmlerinde cesur sahneler fazlasıyla yer alır ama sektördeki yerine bakılırsa işini kaliteli yapan bir isim. Film eleştirmeni olmak benim işim değil sadece gözlemlerimi söylüyorum. Bunun üzerine nasıl çıkabiliriz diye düşündük ve şöyle bir sonuca ulaştık. Etnik insan çeşitliliğine yer verelim. Amerikan filmlerinden de tanık olduğunuz üzere farklı renkteki insanları politik bir araç olarak kullanırlar. Batı özentimizin önüne geçemedik ama uyarlamaları da vasatlıkla sonuçlanıyor her seferinde. Ne mi oldu? Bebek sahilinde Gaspar Noe filmlerinin çakması canlı olarak gelişigüzel oynatıldı -hem de tüm çıplaklığıyla…-

Canlı olarak oynatılan filmler bir yana dursun hep o dillerden düşürmediğimiz “namus” çığırından çıkmış durumda. Kadınlar önceden giydikleri, yedikleri, içtikleri, giriş- çıkış saati ve aklıma daha gelmeyen birçok sebepten dolayı öldürüldü ve saldırıya uğradı. Fakat bu sefer, kendi evinde gündüz vakti (gündüz vaktini bilerek belirtiyorum çünkü saldırıda sınır tanımıyoruz) duş alırken dikizleniyor. Muhtemelen kendi semtinden biri tarafından.- Kadına suç bulmaya çalışmadan önce size söylemeliyim. Kadının kocası evde ve bu adamı yakalıyor. Evinde duş alan kadını suçlayacak tek bir argüman kalıyor. “Nefes alıyordu” Birçok erkeğin, kadınların nefes almalarını sorun edeceklerini sanmıyorum çünkü bir çoğunun kadına bakış açısı ve tek kriteri bu.  Önceden meydana gelen olaylarda, ağza alınmayacak yorumlar geliyordu. Bunlardan en yaygın olanı ise “rızası vardı” oluyordu.

Şimdilerde rıza meselesi cansız varlıklar üzerinde. Benzin istasyonunda litresi nerdeyse 30 tl den penetrasyona uğrayan araba depolarının gidecek bir yerleri yok. Çünkü haklarını savunmaya kalksalar daha çok yakıt gerek. Yakıt içinde ödenecek bedel ise ruhlarını incitiyor…

Son zamanlar yaşanan olaylara herkesin farklı bir tepkisi ve yorumu oluyor. Halkı galeyana getiren, nefretini kusmak için fırsat bulan, bunlara inananların yanında bir de provokasyon bunlar, dış güçlerin ülkeler üzerindeki oyunları, bizi bölmeye çalışıyorlar gibi yorumlar yapan var. Haklı olabilirler. Bunlar provokasyon olabilir ama hiçbiri provokasyona sebep olanların yaptıklarını değiştirmiyor. Her duyduğuna bu kadar kolay inanan insanların olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Eğitim seviyesinin git gide düştüğü gerçeğini ve buna sebep olanlar yüzünden bu hâle geldiği gerçeğini değiştirmiyor. Bu örnekler uzar gider ama bozulmaya çok müsait bir yapının üstüne atılan son çimento partisinden dolayı yıkılan binanın tüm suçu da çimentonun suçu olamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here