EŞİTSİZLİK İRAN’IN ‘KİMLİK VE PROGRAMI’

0
84 views

22 yaşındaki Amini’nin İran’da başörtüsü takma kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra ölmesi, baskıcı politikaların yalnızca bir örneği. Laikliğin önemine vurgu yapan İran Sol Partisi Yürütme Kurulu’ndan Masoud Fathi, “Toplumsal eşitsizlik İran’ın kimlik ve programının bir parçası” ifadesini kullandı.

Tam 40 yılı aşkın süredir şeriatla yönetilen İran İslam Cumhuriyeti’nin başkenti Tahran’da başörtüsü takma kurallarına uymadığı gerekçesiyle ‘ahlâk polisi’ tarafından gözaltına alınan 22 yaşındaki Mahsa Amini isimli kadın, gözaltı sonrası komaya girdi. Üç gün yoğun bakımda kalan Amini, yaşam savaşını kaybetti. Amini’nin gözaltında uğradığı ‘işkence’ nedeniyle komaya girdiği belirtilirken yetkililer ölümü ‘kalp rahatsızlığı’na bağladı. Ailesinin iddiasına göre, Amini’nin kalp sorunu yaşamasına sebep olacak hiçbir hastalığı yoktu. Yaşananların ardından Tahran’da halk sokağa çıktı, “Kız kardeşimi öldürenlerin sonunu getireceğim” sloganlarıyla hem ‘ahlak polisi’ şiddetine hem de kadınlar üzerinde kurulan baskıya tepki gösterdi.

Amini’nin başına gelenler İran’daki baskıcı rejimin yarattığı yıkımların sadece bir örneği. Bununla birlikte ekonomik kriz, Batı’nın ambargoları ve beraberindeki saldırgan dış politikalar, ülkeyi halk için adeta yaşanamaz bir hale getiriyor. İranlılar ise son yıllarda özellikle ekonomik sebeplerle gerçekleşen kitlesel protestolarla, düzenin değişmesi gerektiği mesajını veriyor.

İran solu da her türlü baskıya ve zorluğa rağmen ayakta kalmaya, halkı bu cendereden çıkarmak için mücadele vermeye devam ediyor. İran Sol Partisi Politik Yürütme Kurulu Üyesi Masoud Fathi, hem ülkenin durumunu hem de sol hareketlerin sürdürdüğü mücadeleyi BirGün’e anlattı.

SOLUN POTANSİYELİ

Fathi’ye göre, sol İran’ın siyasi tarihinde nadiren aktif olabilmişse de ülkenin siyasi tarihinde önemli bir role sahip. Fathi, “2. Dünya Savaşı’ndan 1953’te Musaddık hükümetine karşı yapılan darbeye kadar sol, halk arasında nüfuz ve özel bir konum kazandı. Ancak darbe sonrası sol partiler dâhil ilerici güçlerin bastırılması ve darbenin Şah döneminde de devam etmesi solun etkisini ve gücünü büyük ölçüde sınırladı. Ancak sol bugünlerde yüksek bir potansiyele sahip. Ayrıca solun fikirleri her ne kadar bastırılmaya çalışılsa da toplumsal tabanda özel bir yere sahip” dedi.

İran’da solun çeşitliliğine değinen Fathi, geleneksel soldan radikallere kadar birçok farklı fraksiyon olduğuna vurgu yaptı.

“Sol, hükümetin son yıllardaki acımasız baskısı nedeniyle ülkede örgütlü bir varlık olma olanağından yoksun bırakıldı” diyen Masoud Fathi, ülkede birçok solcunun ya öldürüldüğüne ya da sürgüne gitmek zorunda bırakıldığına dikkat çekti.

LAİKLİĞİN ÖNEMİ

Fathi, İran’da halkın baskılardan kurtuluşunun tek yolunun sol ile gerçekleşebileceği görüşünde. Laikliğin öneminin altını çizen Fathi, şöyle devam etti: “Sol güçlerin İslam Cumhuriyeti’ne karşı mücadelede iki düzeyde aktif olması gerektiğine inanıyoruz. Birincisi laik cumhuriyetçi güçlerle birlikte İslam Cumhuriyeti’ni laik ve demokratik bir cumhuriyet sistemiyle değiştirmeye çalışmalı. Diğer yandan ise işçilerin, emekçilerin mücadelesini savunan geniş bir sol cephe oluşturarak ve ayrımcılık karşıtı hareketlerle değişimlerin zeminini oluşturmalı.”

Toplumsal cinsiyet eşitsizliğine de değinen Fathi, “Ülkedeki toplumsal eşitsizlik İran İslam Cumhuriyeti’nin kimlik ve programının bir parçası” dedi ve ekledi: “Kadın özgürlüğü olmadan toplum özgür olamayacak. Kadınlar, erkekler ve cinsel azınlıklar dâhil tüm insanlar eşit haklara sahip olmalı. Ne yazık ki, dünyanın birçok ülkesinde cinsiyete dayalı azınlıklar organize ayrımcılığa ve kapsamlı şiddete maruz kalıyorlar. Sadece hükümetler onların kimliğini tanımıyor, toplumun büyük bir kısmı da cinsel ve cinsiyet çeşitliliğini yansıtmıyor. Hükümetin azınlıklara yönelik ayrımcılığına karşı her zaman mücadele ettik ve farklı kimlikleri nedeniyle taciz ve cezaları kınıyoruz. Kanaatimizce farklı kimlik ve inançlara sahip olmak kişisel bir mesele, vatandaşların doğal haklarından biri ve bu anlamda aralarında herhangi bir ayrım yapılmamalı. Bu haklara hükümetler ve toplum tarafından kesinlikle saygı gösterilmeli.”

KÖKLÜ DEĞİŞİM ŞART

Ülkenin ekonomik koşullarını değerlendiren Fathi’ye göre, kriz, İran İslam Cumhuriyeti’nin kırk yılı aşkın bir süredir uyguladığı politikaların sonucu. “Bu politikalarda köklü bir değişiklik yapılıncaya kadar bu kriz giderek derinleşecek” diyen Fathi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Amerika’nın tehditleri, ülkemizin dünyanın birçok ülkesi ile ekonomik ilişkisini kesti. Bu ekonomik durgunluğu doğrudan etkiledi. Bu da bu krizin baskısını halkın omuzlarına yükledi ve ülke ekonomisini daha da felç etti.”

Tahran’ın sürdürdüğü dış politikalara da değinen İran Sol Partisi Politik Yürütme Kurulu Üyesi Masoud Fathi, şunları dile getirdi: “Dış politikanın temeli, ülkenin ulusal çıkarları ve kalkınmasına ilişkin çıkarlar olmalı. Bölge ülkeleriyle ilişkiler de birçok durumda gerilimle karşı karşıya. Batı ve özellikle ABD ile ilişkiler başından beri gergindi ve İran’ın nükleer programı konusunda ortaya çıkan farklılıklar nedeniyle daha da karanlıklaştı. Çin ve Rusya’ya yakınlık, diğer ülkelerle ilişkiler normalleşmedikçe ve nükleer programla ilgili sorunlar çözülmedikçe, şu veya bu durumda başarılı olabilir. Ancak bu hükümetlerle karşılıklı ilişkilerde bile başarılı olmayacak bir çözüm bu. Gerçek şu ki, ne Çin ne de Rusya kendi ülkelerinin çıkarlarını İslam Cumhuriyeti’nin çıkarlarına tâbi tutmayacaktır. Her ikisi için de son yıllarda Batı ile ilişkiler, İran’la ilişkilerden daha öncelikli.”

Bir ülkenin dış politikasının, iç politikasının yansıması olduğunun altını çizen Fathi “Bu nedenle, komşularla ve dünya güçleriyle dostane ve dengeli bir ilişkiye sahip olmanın ihtiyaç olduğuna inanıyoruz. İslam Cumhuriyeti’nde ise bu ihtiyaca fazla önem verilmiyor” ifadelerini kullandı.

EYLEMLER HALKIN MEMNUN OLMADIĞININ BİR GÖSTERGESİ

Halkın mevcut duruma karşı yaptığı kitlesel protestoların, hükümete karşıyaygın muhalefetin ve artan hoşnutsuzluğun göstergesi olduğunu belirten Fathi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son yıllarda ekonomik krizin ağırlaşması, yoksulluğu daha yaygın hale getirdi ve daha fazla haneyi yoksulluk sınırının altına itti. Günümüzde işçilerin ve diğer ücretlilerin büyük bir kısmı mevcut ücretleri ile günlük ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldi. Bu, kritik anlarda sokak ayaklanmaları, potansiyelini artırmanın yanı sıra, nüfusun büyük kısmının acil taleplerini karşılamayı hayati bir mesele haline getirdi. Son yıllarda ülke çapındaki öğretmen ve emekli protestoları, güçlü bir iradeye sahip kolektif bir bilinçli hareketin takdire şayan bir göstergesi oldu. Geçen yıl boyunca öğretmen ve emeklilerin hareketi, İran’daki talep hareketlerinin, hükümetin saldırganlığına ve tehditlerine rağmen, yoksulluk ve adaletsizlikle yüzleşmede ve hükümeti belirli alanlarda geri çekilmeye zorlamada önemli bir rol oynayabileceğini gösterdi.” Yaygın protestolarla toplumun İslam Cumhuriyeti’nden kurtulmak istediğini belirten Fathi “Ancak bu hazırlık ve hareketlerin kapsamı bir değişim için yeterli değil. Zor olacak ve bir umut olmadan, mevcut protestolar ülke çapında bir protestoya yol açamayacak. Muhalefetin en önemli görevi bu yönde çalışmak ve toplumda değişim perspektifinin açılmasına yardımcı olmak” dedi.

KAYNAK: BirGün

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here