BULGARİSTAN SEÇİMLERİ VE HAK VE ÖZGÜRLÜKLER HAREKETİ ÜZERİNE

0
198

İnsan, dünyaya gelirken seçemediği şeylerin ortasında yer alır. Anne-babasını seçemez, dünyaya geldiği ailenin sosyal sınıfını beğenmezse başka bir sınıfa geçemez, dilini seçemez, dinini seçemez, içine doğduğu iklimi seçemez, genetiğinde saklı olan ve onu eninde sonunda ruhunu seçemez.

 

Bütün bu seçememezlikler, mukadderat, kader, kaçılamayan zorunluluk, kaçılsa bile son perdede yine zorunluluk olarak açıklanabilir. Bunlar kimliği oluşturur. Şöyle düşünelim, biz bir çam ağacına meşe diyebilir miyiz? Onu meşe diye adlandırmamız çam ağacı olduğu gerçeğini değiştirir mi? Değiştirmez.

 

İnsan olmak bir süreçse, insan üç aşamada insanlığını tamamlar:

*Kimlik.

**Kişilik.

*Kendilik (Amaç ve ahlak sahibi olup, olmama durumu.)

 

*Kimlik insanın ayrılmaz parçasıdır. Bundan kaçamaz reddedemezsiniz, başka bir şey olma ihtimaliniz yoktur. Siz bir çam ağacıysanız size dışarıdan birinin hayır sen meşesin demesine aldırmadan çam ağacı olarak yaşarsınız.

 

**Kişilik bir insanın dış dünya ve iç dünyası arasında kurduğu denge iç ses ya da dış sesidir. Dobra, inatçı, dürüst, riyakâr, çalışkan, oblomov, fedakar, bencil olmak, etrafını düşünmek, sadece kendini düşünmek, güvenilir, hain bunların hepsi bir insanda olabilen ve en baskın olanların ise insanın hayatını belirlediği haldir.

 

***Kendilik hali, insanın ve toplulukların dünyadaki hayatını kaliteli hale getirip olan kısıtlı süreyi çokça yalansız, ahlaklı ve düzgün geçirmelerine tekabül eder.

 

Bütün bunları anlatmamın bir nedeni var, tarihsel, kültürel, genetik olarak bağlı olduğum atalarımızın ülkesi Bulgaristan’da 2.Ekim.2022 tarihinde yapılan genel seçimlerde, Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi (DPS/HÖH) ulusal meclisteki sandalye sayısını 34’ten 36’ya çıkararak, ülkenin üçüncü büyük partisi konumuna yükseldi. Genel seçimlere katılım nispeten az oldu. Bunda pek tabii bir, bir buçuk yıl içindeki yapılan dört seçimin, seçmendeki bezginliği olduğunu söyleyebiliriz.

 

Bulgaristan’da yapılan genel seçimlerde sandık çıkış anketlerine göre, eski Başbakan Boyko Borisov’un partisi Bulgaristan’ın Avrupalı gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) seçimi ilk sırada bitirdi.

Bulgaristan’da 240 üyeli 48. Parlamentonun oluşturulması için düzenlenen genel seçimde sandıklar kapandı.

Resmi sonuçların 3 gün sonra açıklanması beklenirken, anket yapan kuruluşların paralel sayımına dayalı gayri resmi sonuçlara göre, parlamentoya girmek üzere en az 7 siyasi parti ve koalisyon yüzde 4 barajını aştı.

Bulgaristan’daki genel seçimlerde üyelerinin çoğunluğunu Türk ve Müslümanların oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisi parlamentonun üçüncü büyük gücü oldu.

Seçime katılım oranı yüzde 35 dolayında kaldı.

Alpha Research kamuoyu araştırma şirketinin açıkladığı sandık çıkış anketlerine dayalı ilk sonuçlarına göre, Bulgaristan’ı 2021 yılına dek yaklaşık 12 yıl yöneten eski Başbakanlardan Boyko Borisov’un lideri olduğu GERB partisi verilen oyların yüzde 25,5’ini alarak, seçimi birinci sırada bitirdi.

Son erken genel seçim sonrası bir koalisyon hükümetinin lideri olarak ülkeyi yarım yıl yöneten Değişime Devam (PP) partisi oyların yüzde 19,9’u ile 2. sırada yer aldı.

 

HÖH’nin başarısı

Üyelerinin çoğunluğunu Türk ve Müslümanların oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisi tarihsel bir yükseliş gösterip, oyların yüzde 14,4 ile ülkenin 3. büyük siyasi gücü oldu.

Eski komünist partinin siyasi çizgisinde siyaset yürüten Rusya yanlısı Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP), yaşadığı iç entrikalar yüzünden oy kaybına uğrayıp, yüzde 10,2 ile yeni parlamentoda 4. sırada yer alıyor.

Popülist çizgide siyaset yürüten, sadık Rusya yanlısı Yeniden Doğuş partisi de bir önceki seçime göre oylarını artırarak, yüzde 10 ile parlamentonun büyük siyasi güçlerinden biri olacak.

Kent soylu sağcı taraftarların oylarını toplayan Demokratik Bulgaristan (DB) yüzde 7,9 oyla, parlamentonun 6. gücü olarak Parlamentoda PP’nin olabilecek en yakın ortağı olarak gösteriliyor.

Yıllardır basına yüzünü göstermeden siyaset yürüten popülist şovmen Slavi Trifonov’un Böyle Bir Halk Var (İTN) partisi de yüzde 4,2 oy alarak, şimdilik barajı aşmış gibi görünüyor.

Cumhurbaşkanı Rumen Radev’in yakın çevresini temsil eden, Rusya yanlısı eski Savunma Bakanı Stefan Yanev’in kurduğu Bulgar Yükselişi (BV) partisi, yüzde 2,9 oyla parlamentoya giriş barajının altında görünüyor.

Siyasi gözlemciler, yeni parlamentodan zor da olsa ancak bir koalisyon hükümetinin çıkabileceğini öne sürüyor.

Bulgaristan vatandaşları son 1,5 yılda genel seçim için 4 kez sandık başına gitti.

DPS/HÖH Tarihsel Kökleri ve Yaşanılanların Özeti

 

1989 yılı sonunda felsefeci Ahmet Doğan tarafından yasal parti olarak kuruldu.

Elbette partinin evveliyatı var. Bu evveliyat, yasal ve anayasal olarak çalışma imkanı olmayan dönemde silahsız direnişi strateji edinmiş, gizli ve meşru olarak kurulan Bulgaristan’da Türk Milli Kurtuluş Hareketi’ne dayanır.

BTMKH, Bulgaristan yönetimini Aralık 1984’te ülkedeki Türk azınlığa yönelik zorla asimilasyon uygulamasını başlatmasının ardından, Sofya Üniversitesi, Felsefe bölümünden Ahmet Doğan ve arkadaşları tarafından azınlığı Jivkov yönetiminin asimilasyon politikalarına karşı direnmeye ve etnik kimliğine sahip çıkmaya yöneltmek amacıyla 1985’te gizli bir örgüt şeklinde kuruldu. 8.Aralık 1985’te Varna’da bir araya gelen örgüt üyeleri tarafından örgütün adı, Bulgaristan’da Türk Milli Kurtuluş Hareketi olarak ilan edildi. Bulgar yönetimine karşı izlenecek politikanın silahsız savaş ve pasif direniş şeklinde yürütüleceği belirtildikten sonra, azınlık 8 Haziran 1986’da yapılacak seçime boykot etmeye çağırıldı.

Ne ilginçtir ki ilk var olduğu anda boykotla siyasi hayatına başlayan bir hareket bugün komşu ülkede 3. büyük parti olabiliyor.

Tabii aradan onca mücadele ile geçmiş vakitler var. 80li yılların ortalarında alenen artan asimilasyon çalışmaları ve soykırımın varlığı tüm hızına rağmen dış dünyaya karşı inkâr ediliyordu. Ülke içinde hareket kendi dergi ve broşürleriyle deklarasyonlarıyla kendini yaymaya çalışıyordu.

Ana hedef: Türk azınlığını, Bulgar hükümetine karşı haklarını savunmak için teşkilatlandırılmalıdır.

Son hedef: Bulgar hükümetini Türkiye Cumhuriyeti ile göç anlaşması imzalamaya çekmek ve bunu sağlamak.

BTMK Hareketi Bulgaristan’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı şu üç bölgede teşkilatlanmayı öngörmüştür:

 

1. Rumeli Bölgesi: Kırcali, Hasköy, Filibe, Burgaz, İslimye vs.

2. Deliorman Bölgesi: Razgrat, Şumnu, Eskicuma, Rusçuk.

3. Dobruca Bölgesi: Varna, Hacıoğlupazarcığı, Silistre.

 

İşte bu noktada hem Bulgaristan’ın hem de Türkiye’nin merak ve sempatiyle izlediği Naim Süleymanoğlu, Türkiye’ye iltica edip her şeyi gözler önüne serdi. Ülke içinde BTMKH’nin çabaları, uluslararası alanda Kırcaalili Naim Süleymanoğlu’nun çalışmaları Türk adlarından vazgeçmeyen toplumun 1989 haziran-temmuz-ağustos dönemlerinde büyük göçü gerçekleşti.

Göç, büyük oranda, kimlik sorununu çözdü, Bulgar adı almak istemeyen hani en başta yazdığımız gibi bir çam ağacına meşe denilmesinden rahatsız olan o çam ağacı gibi. Bunun dışında Türk azınlık orada da Türkiye’deki gibi sıkı çalışıp, kazancını bankalarda tutmaktaydı, büyük göçle birlikte bankalardaki hesapların boşalması Bulgaristan’da hem iş gücü hem de finansal dar boğazın oluşmasına neden oldu. Göç sonrası gelenlerin bir kısmı artık kimlik ve asimilasyon baskısı çok yoğun olmayan Bulgaristan’a geri döndü. Kimisi orada kalıp yoluna devam etti.

 

Etnik Kimlik Talepli Partiden Ulus Partisine Dönüşüm

 

Bulgaristan Türkleri, Bulgaristan’daki varlıklarını hem siyasi hem ekonomik olarak sürdürüyor. Geçmişin acı izleri, yaraları kabuk bağlayıp nesiller arasında nefret temelli aktarılmadığı sürece oradaki varlıklarını muhafaza edecekler gibi görünüyor.

 

Hak ve Özgürlükler Hareketi Partisi, hâlâ varlığını devam ettiren Bulgaristan Türklerinin ana gövdesini oluşturduğu, diğer azınlık müslüman ya da müslüman olmayan, Pomak ve Çigan, Patriyot, Bulgar kökenli demokratik birey ve toplulukların partisi haline dönüştü.

Parti sadece tek bir kimliğin değil genel ülkenin sorunlarına çözümler üretebilen siyasal akıl ve işleyişe kavuşmuş ve çalışmalarını bu yönde yürütmekte. Türkiye’deki faaliyetlerini ise Bal-Göç-Der vb. dernek oluşumları ile kendini destekler hale gelmiştir. Bal-Göç-Der ve türevi dernekler Ege ve Marmara Bölgelerinde, özellikle Manisa, Bursa, Eskişehir’de aktif haldedir.

Avrupa’da ise Liberal Enternasyonale üyedir. Merkez sol ya da sağ bir parti olarak tam tarif edilemez. Bizim Türkiye’deki hâlâ ne yapmaya çalıştıklarını anlamadığımız, garip liberal çılgınlıkla buradaki liberallik karşılaştırılamaz bile. Ilımlı bir çizgideler.

 

Sofya İzlenimleri

 

Şahsi bir işim nedeniyle seçimlerin hemen ertesinde ekim sonu gibi Sofya’da idim. Hava gündüzleri sıcak geceleri ise soğuktu, gündüz kısa kollu geziyor, gece montu çıkaramıyorduk.

Havası, güneşin ışığı değişik bir kent Sofya. Sokakları geniş, düzenli, kaldırımları geniş, büyük yapıların serin gölgesinde dolaşırken insanın kendini karınca gibi hissettiği bir yer. Şehri ilk kuranlar ya da üzerine düşünüp karar alanlar büyük nüfusun çok artacağını hesapladıklarını sanıyorum, aksi olmuş görünüyor. Boris Borisova Parkı, Sovyet askerleri anıtının olduğu park, tarihi binalarda bulunan üniversitesi, parklardaki upuzun geniş patikaları ve gül ormanlarıyla beni kendine hayran etti.

 

Bir şehri tanımak istiyorsanız onu yayan gezmelisiniz. Kaldığım günlerde fırsat buldukça kendimi sokaklara attım. İki gün içinde nerede yemek yenilir, ne içilir, hangi sokak nereye çıkar geze geze öğrendim.

Sofya, pazar yerinde dolaştım, fiyatlar bizdeki gibi yüksekti, hiper-enflasyon oradaki fiyatları da yükseltmiş, halkın geçim sıkıntısını artırmış. Sofya merkezde caminin bulunduğu lokasyonda, hemen ileride ara sokakta sinagog, sinagogun az ilerisinde kilise.

 

Bulgaristan’da Avm ve marketlerde altmış yaş üstü çalışanları görünce önce şaşırdım, burada herkesin bir ya da iki işi vardı ve herkes hayatı bir yerden ama yüksek ama düşük ücret demeden yakalayıp sürdürme gayreti içindeydi.

 

Türkiye’de iken göreceğim diye işaretlediğim yedi noktadan altısına gittim. Bir tek Sosyalizm Müzesi’ne gidemedim o da başka sefere kaldı. Katedraller, şairlerin büstleri şehrin içine özenle yerleştirilmiş. Meşhur kahramanları, büyük maceracı Georgi Dimitrov’un heykelini sordum, Sofya’ya beraber geldiğimiz Manisa Balkanlar Dayanışma Derneği Başkanı Altan Hafızismailoğlu, kaşlarını hafifçe yukarı kaldırıp eskiden bir heykel olduğunu ve Bulgar Irkçılar tarafından bombalandığını söyleyince anladım ki işler buralarda çok değişmiş.

 

DPS/HÖH Vekilleriyle Buluşma

Başkan’a hazır buraya gelmişken seçimler bitmiş, HÖH ile Gazete İçerik’te yazmaya başladığımı ve gazete adına bir vekille söyleşi, görüşme yapma isteğimi söyledim, gitmeden bir gün önce Altan Bey’in girişimleri sonucunda vekillerle iletişim kurduk, önce meclise gitmeyi planladık, vekiller tartışmaların ve görüşmelerin yoğun olduğunu söyleyip bizi akşam kabul edeceklerini bildirdiler.

 

Sofya dağınık bir şehir olmasına rağmen trafik olabildiğine düzenli. Trafik lambaları üzerindeki şekil ve yönlendirmelere göre trafik akıyor. Altan başkana buradaki trafik cezalarını sordum, oldukça yüksek meblağlarda ceza olduğu için herkesin kurallara uyduğunu söyledi, gülerek.

Bizi Happy diye önceden internet üstünde ön kayıtla rezervasyon yapılan bir restorana davet ettiler. Biz biraz erken geldik ve vekillerin gelmesi beklemeye başladık. Happy adlı restoran Sofya’da oldukça ünlü bir yer.

 

Beş, on dakika içinde bir vekil beklerken karşımızda üç vekili görünce çok sevindim. Altan başkan bana bu noktada sürpriz yapmıştı, bir vekil istedin al sana üç vekil diye takıldı. En azından birden fazla kişiden bilgi akışı olacaktı.

 

Şimdi size daha ilginç bir şey söyleyeyim, yok artık olur mu öyle şey diyeceğiniz bir şey. Biz restoranın kapısında vekillerle birlikte beklemeye devam ettik. Restorandaki ilgili bize içerisinin dolu olduğunu ve bizi SIRAYLA içeri alabileceğini söyledi.

 

Tam 25 dakika daha kapıda restoranda bize yer ayarlanması bekledik. Bunun bizim ülkemizde yaşanma ihtimali % kaçtır?

 

Bizim ülkemizde sırada bekleyen küçük bir pozisyonda bile olsa bir siyasi figür olabilir mi?

Bir ara sanırım 20-25 yıl önce, Ahmet Necdet Sezer’de gördük bu uygar davranışı. Hoş böyle bir daha yaşandı mı, insan hakkına, halka, sıraya saygı oldu mu onu da ben bilmiyorum.

Kırcaali vekilleri Bayram Bayram Bey, Pavlin Kristev Bey ve Silistre vekili Güner Ahmed Bey ile ilk dakikalarda sohbetimiz biraz tutuk başladı. Öyle ya ne yapmaya buradaydık, neden görüşme talep edildi. Ben kimdim ve onlardan ne istiyordum? Durumu kısaca anlattım. Şu an buradaki durum neydi, azınlık kültürel hakları ne noktadaydı, beraber barış içinde bir arada yaşama iradesi için atılan adımlar var mıydı?

Altan başkanın daha önceden Kırcaali vekillerini tanıması ve hem Türkiye’deki Bulgaristan Türkleri hem Bulgaristan’daki kalan toplumun sorunlarına vakıf olması ortamdaki tutukluğun aşılmasını sağladı ve hararetli olarak sorunların masada konuşulmasını sağladı.

 

Merkezi anlamda olayın tam ortasında oldukları için yeni hükümetin kurulup kurulamayacağını sordum, aldım yanıt görüşmeler devam ediyor ve henüz kesin bir durum yoktu. Cumhurbaşkanı’nın her gün bir parti ile görüştüğünü konunun uzamadan sonuçlanması için çabaladığını söylediler. Sofya’da cumhurbaşkanlığı binası da bir ilginçti.

 

Büyük uzun bir bina. Şehrin batı yönüne bakan kısmında bir kumarhane, orta bina milli eğitim bakanlığı merkez parka bakan kısım ise cumhurbaşkanlığı binasıydı. İki devlet kurumu ve bitişikte bir kumarhane, Bulgaristan’ın para kaynakları konusunda yeterince fikir verdi. Uzun yıllar önce sanayi gelişimi daralmış, çalışan Türk toplumunun gidişiyle iş gücü ve finansal birikimler yok olmuş, Sovyetlerin çözülmesiyle ortada kalmış bir toplum en hızlı para kazanma yöntemlerine başvurmuştu, kumar, seks, turizm.

Belki de bir düşünürün dediği gibi her toplum layık olduğu gibi yönetiliyor ve yaşıyordu.

 

Seçimden yeni çıkılmış, temkinli ve dikkatli konuşan vekillerin dengeli tavırları hoşuma gitti. Onlar da takip edebildikleri kadar Türkiye’yi sordu. Haziran ayındaki seçimlerin sonuçlarının önemli olacağını söylediler. Bu sefer de biz temkinli serin durmaya başladık. Sonuçta seçim bu her an her şey olabilir.

Seçimlere yeni nesillerin katılm göstermediğini, siyasetle çok ilgili olmadıklarını söylediklerinde, Türkiye’de de aynı durumun yaşandığını ekledim. Sanırım genel bir düşüş tüm dünyada hissediliyor.

Akşamın sonunda bizi kırmayıp fotoğraf çekildik. Bulgaristan’da kimlik, kültürel haklar mücadeleleri kadar ulusal sorunlarla ilgilenen olgun ve serinkanlı vekillere sahip bir parti buldum karşımda. En kısa sürede hükümeti kurup daha fazla seçimlerle uğraşmadan ülkelerinin sorunlarıyla uğraşmalarını dilerim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here