SON DAKİKA

İŞ CİNAYETLERİ AKP DEVRİNDE PATLADI

Bu haber 02 Mart 2019 - 22:31 'de eklendi ve 44 Kez kez görüntülendi.

TMMOB, İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü kapsamında Ankara İnşaat Mühendisleri Odası önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. 1992 Kozlu maden faciasının yıl dönümü olması nedeniyle ilan edilen 3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü öncesinde iş yerlerinin güvensizliğine ve mevzuatın yetersizliğine dikkat çekildi.

HER YIL BİNLERCE İŞÇİ İŞ CİNAYETLERİNE KURBAN GİDİYOR
“AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından 2019 yılına kadar iş cinayetlerinde hayatını kaybeden emekçilerin sayısının 22 bini aştığını üzüntüyle görüyoruz” diyen TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Özgür Topçu, Türkiye’nin toplu iş cinayetlerinde ve işçi ölümlerinde dünyada ilk sıralarda yer aldığına dikkat çekti. SGK verilerine göre sadece 2017 yılında 4A kapsamında çalışanların geçirdiği iş kazası sayısı 359 bin 653, 4B kapsamında çalışanların geçirdiği iş kazası sayısının da 213 olduğunu aktaran Topçu, “Bu kazaların sonucunda toplam 1636 kişi hayatını kaybetmiştir” diye konuştu. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin yayımladığı rakamlara göre 2018 yılında ise en az 1923 kişinin iş yeri kaynaklı nedenlerle hayatını kaybettiğini söyleyen Topçu şöyle devam etti:

“İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin artırılması, bağımsız denetim sisteminin yerleştirilmesi, iş cinayetlerinin ve iş kazalarının durdurulması için mücadelelerini sürdüreceğiz. Ölüm, yaralanma ve sakat kalma; esnek ve güvencesiz çalışma hiçbir emekçinin kaderi değildir.”

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun iş kazalarını önleme konusunda yetersiz olduğunu vurgulayan Topçu, “Bunun yanı sıra İş Kanunu’nda yer alan telafi çalışması, denkleştirme, çağrı üzerine çalışma, kısmi süreli çalışma, asıl işveren-alt işveren ilişkisi gibi kuralsız çalışma koşullarına neden olan düzenlemeler kaldırılmadığı sürece işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki düzenlemeler bir anlam ifade etmeyecektir”diye konuştu. Türkiye’deki işçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarının işverenin sorumluluktan kurtulması sonucunu doğurduğunu ifade eden Topçu şu ifadeleri kullandı: “İşçi sağlığı ve iş güvenliği uygulamalarında sorumluluk bütünüyle işverene aittir. Ancak ülkemizde işveren önleyici çalışmaları yapmadığı için kaza yaşanan durumlarda fatura meslektaşlarımıza kesilmektedir.”

İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanına ilişkin düzenlemelerin ve denetimin sadece Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütülmesi nedeniyle doğru kararların alınamadığını söyleyen Topçu, “Düzenleme ve denetlemeler Aile, Çalışma Sosyal Hizmetler Bakanlığının yanında Sağlık Bakanlığı, üniversiteler, sendikalar, TTB ve TMMOB’den oluşan idari ve mali yönden bağımsız bir enstitü tarafından yerine getirilmelidir” dedi. Topçu, çalışma yaşamına ilişkin tüm düzenlemelerin de bu enstitü tarafından yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

‘İŞÇİ SAĞLIĞI İÇİN SENDİKALARIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI’
Topçu, Türkiye’de iş cinayetlerinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının bu kadar yaygın olmasının bir diğer nedeninin de, emekçilerin sendikal haklarının baskı altında tutulması olduğuna dikkat çekti. Sendikasız uzmanın ve sendikasız işçinin tüm olumsuzluklara karşı savunmasız kaldığını ifade eden Topçu, “Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller tüm çalışanlar için kaldırılmadıkça işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda yol almak mümkün olmayacaktır” dedi. Topçu, özel istihdam büroları ile emekçilerin kiralık işçilere dönüştürüldüğüne dikkat çekerek, “Öte yandan da zorunlu bireysel emeklilik sistemi kesintileri ile emekçilerin sosyal hakları daha da geriye çekildi. Güvencesizliğin neden olduğu esnek çalışma, işsiz kalma korkusu, işçilerin sadece fiziksel sağlığını değil, ruhsal sağlığını da olumsuz etkilemektedir. İşsiz kalma korkusu, ücretlerde düşüş, koşulların giderek kötüleşmesi tüm emekçilerin ortak sorunudur” diye konuştu.

Kaynak: (Ankara/EVRENSEL)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.